HABER 7  ARALIK  2018

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) 4.Olağan Dünya Kongresi Kopenhag’ta gerçekleşti

207 Milyon İşçiyi temsil eden Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu 4. Dünya Kongresi 2-7 Aralık 2018 tarihlerinde 160 ülkeden yaklaşık 1500 delegenin katılımıyla Danimarka’nın Başkenti Kopenhag’ta gerçekleşti.

Toplantıya HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan,HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Şahin ve Mustafa Toruntay , Hak-İş Genel Sekreteri Dr. Osman Yıldız, HAK-İŞ Kadın Komitesi Başkanı Fatma Zengin, Dış İlişkiler Uzmanları Ahmet Halfaya, Merita Yıldız, Emine Aytekin, Burhan Yıldız ve sendikamız Uluslararası ilişkiler uzmanı Fulya Pınar Özcan delege olarak katıldı.

2 Aralık 2018 tarihinde kongre Avrupa, Asya, Afrika, Amerika bölgesel dans gösterilerinin ardından LO Danimarka Konfederasyonu Başkanı Lizette Risgaard, Danimarka Başbakanı Lars Lokke Rasmussen, Kopenhag Belediye Başkanı Frank Jensen, İTUC Başkanı Joao Antonio Felicio ve ILO Direktörü Guy Ryder’ın açılış konuşmalarıyla başladı.

İşçilerin gücünün inşası ve kuralları değiştir temasıyla gerçekleşen kongrenin ilk gününde ise komitelerin belirlenmesinin ardından ITUC Genel Sekreteri Sharan Burrow açılış konuşması yaptı.

Burrow konuşmasında şunları söyledi. Tüm dünyada bir ümitsizlik söz konusu. Barış demokrasi temel haklar vurgulanırsa istediğimiz dünyayı yaratabiliriz. İşçi gücünü arttırmak istiyorsak örgütlenmeliyiz diyorduk. Gururla söylüyorum ki üye sayımız 160 milyondan 207 milyon üyeye yükseldi. 47 milyon üye artışı sağladık. Örgütlenme son derece önemli. Örgütlenirsek kazanırız. Küresel ekonominin %80inin yeniden yazılması gerek. Kurumsal aç gözlülük küresel ekonomi önünde bir engeldir. Ekonomi dalgasını değiştirmemiz lazım. Çalışanların ve ailelerin üzerindeki kemer sıkma politikalarının değiştirilmesi lazım. Küreselleşme çalışanları yüzüstü bıraktı ve bunun değişmesi lazım. Dünya çapında çalışanların ücret azaltılması tamamen aç gözlülük. Grev hakkını korumamız gerek. İklim adaleti konusunda da muhakkak müzakere masasında olmalıyız. Düzgün şehirler oluşturmalıyız. Daha temiz şehir oluşturulması istihdam yaratacaktır. Adil geçişte hiçbir meslek grubu dışarıda bulunmamalıdır. Teknoloji insanların işini ortadan kaldırılmamalı. İstihdamla ilgili adil geçiş planları yapılmalı. Yatırımlar yapılmalı. Teknolojileri meslek gruplarına entegre edebiliriz. İstihdam modellerini inkâr etmeyen bir model geliştirmeliyiz. İş geliştirecek modeller üzerinde çalışmalıyız.

İşyerinde kadın ve erkeklere şiddetin ortadan kaldırılması için mücadele etmeliyiz. Kadına yönelik şiddet asla kabul göremez. Ancak bundan daha fazlasına ihtiyaç var. ITUC count us in kampanyasına destek vermeniz gerek.

65 ülkede sendikal haklara saldırı var. Bunlardan 59’unda tutuklamalar var. 93 ülkede grev hakkı ihlal edildi. İnsanların %37 si siyasette sesini duyurmanın önemli olduğunu düşünüyor. Grev hakkı uluslararası hukuğun bir gereğidir. Bu hususta ILO nezdinden dayanışma içinde olmalıyız.

Mültecilere ilişkin mesajımız çok net. Populizm ve Xenofobia karşı göçmenleri korumamız lazım. Küresel değişim ekonomik değişim gerekiyor. İnsan ve çalışan haklarını geliştirmemiz gerekir. Evrensel korumaya ihtiyacımız var. Vergi adaleti sağlanmalıdır. BM Sürdürülebilir kalkınma hedeflerini yerine getirmeliyiz. Paris sözleşmesini uygulamamız gerek. Adil vergilendirmeyle bunlar mümkün olabilir. İş için mücadele etmeliyiz. Bakım ekonomisi tüm ölçeklerde sağlanmalı. Ticaret ve ekonomik büyümenin kendine yonttuğu bir büyüme olmamalıdır. ITUC kimseyi geride bırakmayacaktır. LGBT ve engelliler için mücadele etmeli, gençleri desteklemeliyiz.

İşçi gücünü yeniden hep beraber inşa edeceğimizi düşünüyorum. Hep birlikte işçi gücünü inşa edebiliriz. Adil hakkaniyetli ayırım yapmayan bir dünya bizim DNA’mızda var. Dayanışma için mücadele edelim.

Sharan Burrow’un konuşmasının ardından Barış, Demokrasi ve Haklar, Ekonomik Gücün Düzenlenmesi, Küresel Değişim – Adil Dönüşüm, Eşitlik konu başlıklarında 5 gün boyunca ayrı ayrı oturumlarda  gerçekleşti.

Barış, Demokrasi Haklar oturumunda söz alan Hak-İş Konfederasyonu başkanı Mahmut Arslan, ITUC 4. Dünya Kongresi’ne başarılar dileyerek, gerek kongre hazırlık süreci ve içeriğin hazırlanması, gerekse kararların zenginliği konusunda ITUC’un çok başarılı olduğunu belirtti. 

Arslan, ITUC 4. Dünya Kongresi’ndeki konuşmasında şunları kaydetti: “ITUC 4. Dünya Kongresi’ne başarılar diliyor, bütün katılımcıları Türkiye’den, HAK-İŞ adına selamlıyoruz.

ITUC, gerek kongre hazırlık süreci ve içeriğin hazırlanması, gerek kararların zenginliği konusunda, çok başarılı olmuştur. Başta Genel Sekreter olmak üzere, ITUC Sekretaryasına teşekkür ediyoruz.

İşçilerin gücünün inşasında, gerçekten, ITUC’un büyük bir katkısı ve desteği vardır.  ITUC, gerektiğinde kuralları bile değiştirecek bir güce sahiptir. Katar’daki kefalet sisteminin değiştirilmesini, kuralların değiştirilmesi olarak görüyor ve bunu önemsiyoruz. ITUC’un, bağımsız Filistin yaklaşımını, barış ve demokrasinin inşası olarak çok değerli buluyoruz.

Türkiye, 3.5 milyon Suriyeli’ye ev sahipliği yapıyor. ITUC hem bu süreci yakından izliyor, hem de Türkiye’ye desteğini çok açık ve samimi bir şekilde yaparak, mültecilere sahip çıkıyor.

Aynı şekilde, Rohingyalı müslümanların yaşadığı drama karşı, ITUC’un cesur bir şekilde sessiz kalmamasını ve bunu kararlarıyla desteklemesini de son derece önemli buluyoruz. Ayrıca, HAK-İŞ olarak, Myanmarlı sendikalarla işbirliği yaparak, sorunun çözümüne katkı sağlama konusundaki teşvik ve desteklerinden dolayı ITUC’a teşekkür ediyoruz.

Türkiyede sendikal haklar gelişmekte, sendikal hareket de güçlenmektedir. Ancak bu süreçte sendikal hareket, zorluklarla karşılaşmaktadır. HAK-İŞ olarak, bu zorlukları aşabilmek için ciddi bir mücadele vermekteyiz.

HAK-İŞ, kamuda çalışan 1 milyona yakın taşeron işçinin, kadro almasını sağlayarak, taşeron sorununun çözülmesini başarmıştır. T.C. Cumhurbaşkanı ve hükümetimiz, neoliberal dayatmalara karşı bir meydan okuma ortaya koyarak, taşeron sistemini sonlandırmış ve bu konuda tarihi bir başarıya imza atmıştır.

HAK-İŞ, fıtratta farklılık, haklarda eşitlik anlayışıyla yola çıkarak, hem kadınların sendikal harekette daha fazla yer almasında, hem kadın istihdamının arttırılmasında, hem de kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadelede, başarıyla öncü bir rol oynamaktadır.

Ülkemizde, bölgemizde ve dünyada, isimleri ne olursa olsun, her türlü terör örgütlerine ve terörizme karşıyız. Dünyada barışın tesis edilmesi için, sendikalar olarak hep birlikte mücadele etmeliyiz.

ITUC, kongre kararlarında, hem teröre karşı, hem de Türkiye’ye yönelik yapıcı ve yol gösterici yaklaşımıyla, desteğini bize samimi bir şekilde göstermektedir. Bu desteği ve dayanışmayı son derece önemsemekteyiz. Kuralları değiştirerek, işçilerin gücünün inşasını içeren bütün bu faaliyet, girişim ve çalışmalarda, başta Genel Sekreter Sharron Barrow’un liderliği olmak üzere, ITUC Sekretaryasına teşekkür ediyoruz

Kongre’de ayrıca 4 ana tema oturumlarının yanı sıra çok sayıda yan etkinlik düzenlendi.  Hak-İş heyetinde yer alan yönetici  ve uzmanlar farklı oturumları eş zamanlı takip etti

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan ücretler, Örgütlenme, Göç, mülteci ve iş, “Filistin: Sendikal Dayanışma ve Uluslararası Hukuk” konulu oturumlara katılarak her bir oturumda konuşma yaptı.

Ücretlerle ilgili gerçekleşen toplantıda asgari ücretin Ocak ayına gore %50 erime gösterdiğini belirten Arslan,ciddi bir döviz krizinin yaşandığını belirtti.Ocak döneminde 450 dolar civarında olan ücretin Aralık ayı itibariyla 300 dolara düştüğünü belirten Arslan,yaşanan ekonomik krizin faturasının doğrudan asgari ücretlileri etkilediğini belirtti. Asgari ücretin yoksulluk sınırının altında belirleniyor olmasının sorunu dahada derinleştirdiğini dile getiren Arslan Asgari ücretli çalışanların büyük çoğunluğunun sendikasız işyerleri olduğunun da altını çizdi. Arslan konuşmasında ,asgari ücret tespit komisyonunun yapısında bir sıkıntı olduğunu tek işçi konfederasyonunun bu komisyonda yer almasının sorun olduğunu dile getirdi.

“Göç, Mülteciler ve İşler” konulu panelde ise Mahmut Arslan, Türkiye’de kişi başına düşen milli gelirin 10 bin dolar civarında olduğunu belirterek, “Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yapılan Geri Kabul Anlaşması var. Geri Kabul Anlaşmasına göre göçmenlerin Türkiye’den Batı ülkelerine gittikleri zaman tekrar geri gönderilmesi ve Batıya kabul edilmemesi durumu söz konusu oluyor. Bunu bir sendikal yapı olarak özellikle 4. ITUC Kongresine katılan sendikacılar olarak insanların seyahat etme hakkını, insanların bir ülkede kalmama, başka bir ülkeye gitme hakkının sınırlandırılmasını kabul etmiyoruz ve buna rıza gösteremeyiz” dedi.

Türkiye’den daha ilerde ve daha güçlü ekonomiye sahip olan Avrupa Birliği ülkelerinin, göçmenlerin kendi topraklarına gelmesine razı olmadıklarını ve bunun için anlaşmalar yapıp Türkiye’ye baskı yapılmasını kabul etmediklerini kaydeden Arslan, “Sendikal hareketin buna ciddi bir tepki koymasını istiyoruz. ETUC’un özellikle geri kabul anlaşmasının insan haklarına aykırı olduğu konusunda açıklamaları var. Ama bunlar gerçekten yetersiz. Türkiye’deki 3,5 milyon Suriyeli eğer başka bir ülkeye gitmek istiyorsa bunun önündeki engellerin kaldırılması gerekiyor. Bu konuda yapılan anlaşma uluslararası bir anlaşma gibi takdim ediliyor. Biz bunu asla kabul etmiyoruz ve şiddetle kınıyoruz. İnsanların istedikleri ülkeye gitme haklarına saygı gösterilmesini istiyoruz” diye konuştu.

Avrupa’da değişik ülkelerinde yaklaşık 5 milyon göçmen Türk işçi olduğunu anımsatan Arslan şunları kaydetti: “Değişik ülkelerde yaşayan göçmen Türk işçilerle yaptığımız görüşmelerde son yıllarda açıkça ırkçılık, islamafobi, ayrımcılık, ‘ülkenize dönün, sizi istemiyoruz’ kampanyaları ile karşı karşıya kaldıklarını gördük. Bu insanlar 50 yıl önce Avrupa’ya geldiler. Almanya, Avusturya, Fransa’ya geldiler ve bu ülkelerin kalkınması konusunda büyük emek verdiler. Ama bugün onlara ‘geri dönün, sizi istemiyoruz’ deniliyor. Bu konuda sendikal hareketin daha güçlü ve daha etkin bir şekilde mücadele etmesini istiyoruz. Çünkü burada ayrımcılık, ırkçılık ve islamafobi var. Göçmen işçiler bunun gibi insan haklarıyla uyuşmayan pek çok sorunla karşı karşıya kalıyorlar. Bu insanların sesi de duyulmuyor. Kongrede zaman zaman konuşmalarda bu kavramların yerine ‘popülizm’ kavramı konuyor. Popülizm yapılıyor, Batı’da ‘popülizm’ gelişiyor deniliyor. Bunun adını açıkça koyalım bu ‘popülizm’ falan değil, burada bir ırkçılık, bir faşizm, bir ayrımcılık var. Burada insan haklarına aykırılık var. İnsanların derisinin renginden, inançlarından dolayı ayrımcılığa, inançlarından dolayı istenmemesine ve onlara karşı pek çok baskıların yapıldığı bir tablodan bahsediyoruz. Bunun ismini açıkça koymak gerekiyor. Bunu lütfen açıkça konuşalım. Ama maalesef bunlar konuşulmak istenmiyor. Üstü kapatılıyor, perdeleniyor. Popülizm yapılıyor deniliyor. Nedir bu popülizm? Batıda Avrupa’daki partilerin iktidara gelenlerine baktığımız zaman açıkça ortada sizi istemiyoruz diyorlar. Bu konuda ırkçı ve faşizan bir tutum var.”

“Filistin: Sendikal Dayanışma ve Uluslararası Hukuk” konulu panelde konuşma yapan Mahmut Arslan HAK-İŞ Genel Başkanlığı’nın yanı sıra Uluslararası Kudüs ve Filistine Destek Sendikalar Birliği’nin de başkanı olduğunu anlatan Arslan, birliğin yaklaşık 50 ülkeden 250’ye yakın sivil toplum örgütü ve sendika tarafından oluşturulduğunu, birlik merkezinin İstanbul olduğunu söyledi. 

Arslan, birliğin yanı sıra HAK-İŞ Konfederasyonu bünyesinde de Kudüs Komitesi kurdukları bilgisini verdi.Filistin konusunda HAK-İŞ’in ulusal ve uluslararası alanda gerçekleştirdiği faaliyetleri anlatan Arslan, “Bu yıl Cenevre’de Birleşmiş Milletler Merkezi önünde ABD’nin Tel Aviv’deki Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşımasını protesto etmek ve İsrail’in baskılarını protesto etmek için uluslararası bir eylem gerçekleştirdik. 30’a yakın ülke eylemimize katkı ve destek verdi” dedi. 

İsrail Histadrut Konfederasyonu ile PGFTU Filistin Konfederasyonu arasındaki ilişkilerin geliştirilmesini önemli bulduklarını söyleyen Arslan, “İki ülke ve konfederasyon arasındaki bu diyaloğun geliştirilmesini ve barışın hakim olmasını önemli buluyoruz” diye konuştu.

1948 yılındaki Filistin haritasının hatırlanmasını gerektiğini vurgulayan Arslan, “1948 yılındaki Filistin haritasına baktığınız zaman görüyorsunuz, ortada bir işgal var. Toprakları işgal edilmiş, vatanlarından uzaklaştırılmış, ülkelerinden uzaklaştırılmış insanlardan bahsediyoruz. Devleti elinden alınmış, toprakları işgal edilmiş bir halktan bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.

2010 yılında Mavi Marmara gemisine düzenlenen saldırı konusuna değinen Arslan, “Gazze ambargosunu kırmak için girişimde bulunan sivil inisiyatif kapsamında Mavi Marmara gemisinde bulunan insanların elinde silah yoktu. Ama o insanlara İsrail tarafından saldırıldı ve 9 vatandaşımızı kaybettik. Kaybettiğimiz vatandaşlarımızdan 1 tanesi de sendikamızın üyesi Fahri Yıldız’dı. Buradan onu bir kez daha rahmetle anıyoruz. Gemide bulunan insanların amacı ambargonun haksız ve adaletsiz olduğunu göstererek, Gazze’yi modern bir cezaevine dönüştüren anlayışa karşı sivil bir itirazdı. Ama buna bile tahammül edemeyen bir yaklaşım sergilendi” dedi.

Filistin konusunda dünya sendikal hareketinin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Arslan, “Filistin konusunda elimizden gelenin daha fazlasını yapmalıyız. Bir taraftan Trump, bir taraftan Netenyahu oldubittilerle önümüze kabul edemeyeceğimiz şeyler koyuyorlar ve bunu kimse değiştiremiyor. Onun için İslam İşbirliği Teşkilatı’nın aldığı kararlara ve başka kararlara baktığımız zaman ABD’nin vetosuyla karşılaşıyoruz. Bu yüzden dünya işçi hareketinin bu konuda daha fazla inisiyatif almasını istiyoruz. Herkesi Kudüs’e ve Filistin’e davet ediyoruz. Herkesin oraya gitmesi, orda yaşananları görmesi ve onlarla dayanışma içerisinde olması gerekiyor. Bu yüzden İsrail Histadrut Konfederasyonu ile PGFTU Filistin Konfederasyonu arasındaki sivil inisiyatifi ve buradaki çalışmalarını destekliyoruz. Biz de bu konuda katkı vermeye çalışıyoruz ama bunu yaparken Filistin topraklarının işgal edildiğini lütfen unutmayalım” dedi.

Hak-İş Genel Sekreteri Osman Yıldız ise Örgütlenme ve Göç, mülteci ve iş konulu yan etkinlikte söz alarak Hak-İş’in bakış açısını ortaya koydu.

Göç Mülteci ve iş konulu oturumda konuşma yapan Yıldız, Türkiye’de mültecilere yanlızca ev sahipliği yapılmakla kalınmadığını Hak-İş’inde mültecilerin entegrasyonunda önemli bir rol üstlenerek çeşitli programlar geliştirdiğini dile getirdi. Açık kapı politikasının izlenmesi gerektiğini söyleyen Yıldız, sosyal koruma sisteminin inşa edilmesi gerektiğini belirtti ve mültecilere daha iyi bir gelecek inşa etmek gerektiğini sözlerine ekledi.

Örgütlenme panelinde söz alan Yıldız; Toplu iş sözleşmeleriyle örgütlenmenin güçlü bir ilişkisi olduğunu örgütlenmeyi arttırmanın  en önemli faktmrlerinden birisinin iyi sözleşmelere imza atmak olduğunu belirtti.

Uluslararası İişkiler Uzmanımız Fulya Pınar Özcan’da Kadınlara yönelik düzenlenen toplantıya katılarak Hak-İş ve Hak-İş’e bağlı sendikalaraın kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmalarına ilişkin bir konuşma yaptı.

Örgütlenme toplantısında da söz alan Pınar Özcan çok uluslu markalara üretim yapan firmalarda örgütlenmenin önemine vurgu yaparak, özellikle Tekstil sektöründe ulusal izleme komitelerinin örgütlenmeye etkisinden bahsederek sendikaların yaşam ücreti konusundaki çalışmaları yakından takip ettiğini söyledi. Aynı zamanda küreselleşmenin etkilerinin yoğun şekilde hissedildiği bu dönemde sendikal işbirliği anlaşmalarının, küresel çerçeve sözleşmelerinin, uluslararası finans kurumunun önemine dikkati çekti. Kadınların örgütlenme sürecine dahil edilmesinin önemli bir örnek olduğuna vurgu yaptı.

Kongre sürecinde devam eden bölgesel canlı yayınlara da katılım gösteren Hak-İş heyeti Asya Pasifik bölgesi oturumunda söz alarak bölgesel sorunlara değindi.

Mahmut Arslan gerçekleştirdiği canlı yayın konuşmasında kongre kararlarının zengin olduğunu, barış, eşitlik haklar, uluslararası zorlukların kararlarda yer almasını başarılı bulduğunu dile getirdi. Özellikle Filistin konusunda alınan kapsamlı kararın önemli olduğunu belirtti. Türkiye’de sendikal hareketin geliştiğini belirten Arslan 1 milyona yakın taşeron işçinin kadro almasının Hak-İş’in büyük başarısı olduğunu söyledi ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti.

ITUC misyonu ve vizyonuna uygun şekilde kuralları değiştirmek teması çerçevesinde Hak-İş’in mücadeleyi sürdürdüğünü belirten Arslan kadınların sendikal hayata ve istihdama dahiliyetiyle ilgili önemli çalışma yaptığını belirtti. Gençler ve dezavantajlı grupları konusunda da aktif çalışmalar yürüttüklerini sözlerine ekledi.

ITUC-AP Başkan Yardımcısı ve HAK-İŞ Konfederasyonu’nu temsilen konuşan Fulya Pınar Özcan, Asya Pasifik bölgesindeki sorunları ve HAK-İŞ Konfederasyonu’nun bu sorunlara karşı elde ettiği başarıları dile getirdi.

HAK-İŞ Kadın Komite Başkanı Fatma Zengin canlı yayın konuşmasında Hak-İş konfederasyonunun kadınlara yönelik örnek çalışmalarından bahsetti.

Kongre’de İtalya CGIL Konfederasyonu Genel sekreteri Susanna Camusso ve Sharan Burrow genel sekreterlik için seçime gitti. 5 milyon oy farkıyla seçimi Burrow kazandı

Aynı zamanda HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, 4.ITUC Kongresi’nde yapılan seçimlerde ITUC Başkan Yardımcısı olarak seçildi.

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan ve beraberindeki heyet, 2-7 Aralık 2018 tarihlerinde Danimarka’nın Başkenti Kopenhag’ta gerçekleştirilen 4. ITUC Kongresi kapsamında çeşitli ülkelerin konfederasyon ve federasyon başkanlarıyla bir araya gelerek ikili görüşmeler gerçekleştirdi. 

 

 

FOTOĞRAFLAR