COLİN’S EROĞLU MODA’DA GREV: ÖZ İPLİK İŞ 1 MAYIS’A HAK MÜCADELESİYLE GİRİYOR
Sendikamız Öz İplik İş, örgütlü olduğumuz Eroğlu Moda Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş. İstanbul Fabrikası önünde bir basın açıklaması yaparak grev kararını duyurdu. Basın açıklamasıyla aynı zamanda işverenin yatırımını Mısır’a taşıdığını, İstanbul’da devam eden ve üretimde olan işçiler için ise toplu iş sözleşmesi sürecinin işveren tarafından bilinçli şekilde tıkandığı, işçilerin haklarının yok sayıldığı sendikamız tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.
30 Nisan 2026 tarihinde
düzenlediğimiz basın açıklamasına Genel Başkan Yardımcılarımız Muzaffer
Birdoğan, İbrahim Yıldız, Samet Ceylan, Genel Sekreterimiz Turgay Ulutürk, Genel
Sekreter Yardımcımız Bünyamin Bayır, Çorlu Şube Başkanımız Engin Osmanoğlu, Bursa
İl Başkanımız Ekrem Saraçoğlu, Çerkezköy İlçe Sekreterimiz Tolga Ergün,
örgütlenme uzmanlarımız ve çevre illerden gelen Öz İplik İş teşkilatı katıldı.
İstanbul İl Başkanımız Hacı
Bayram Önal tarafından yapılan açıklamada şu değerlendirmelerde bulunuldu.
TOPLU
SÖZLEŞME HAKKI ENGELLENİYOR
Sendikamız, söz konusu
işyerinde 2017 yılından bu yana örgütlü ve yetkilidir. İşçilerin özgür
iradesiyle toplu iş sözleşmesi yapma hakkı kazanılmıştır. Bu hak; anayasa,
yasalar ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış tartışmasız bir
haktır.
Ancak işveren, tüm bu bağlayıcı
hukuki gerçekliğe rağmen uzlaşmadan uzak bir tutum sergilemektedir. İşçilerin
hak ettikleri kazanımlarını karşılamamaktadır. Adil bir toplu iş sözleşmesine
yanaşmamaktadır. Süreci bilinçli şekilde tıkamakta ve hukuku açıkça hiçe
saymaktadır. Bu tutum bir “tercih” değil, açık bir hak ihlali ve açık bir hukuk
tanımazlıktır.
ÜRETİM
MISIR’A, HAKLAR GERİYE
İşveren önce Çorlu’daki
fabrikasını kapatmış, ardından Aksaray’daki üretimini durdurmuş, şimdi ise
yatırımını Mısır’a kaydırmıştır. Üstelik sadece yatırım yapmakla kalmamış, yurt
dışında binlerce işçi çalıştırarak üretimini büyütmüştür.
Kendi kazancı söz konusu
olduğunda sınır tanımayan bu anlayış, Türkiye’deki işçinin hakkı söz konusu
olduğunda suskunluğa bürünmektedir. Mısır’da büyüyen yatırımlar, Türkiye’de
küçülen hakların bahanesi olamaz! Bu ülkede üretim yapan işçi, başka
ülkelerdeki ucuz emekle tehdit edilemez!
Türkiye’de kazanan,
Türkiye’deki işçinin hakkını vermek zorundadır. Bu yaklaşım, elbette yalnızca
bir yatırım tercihi değil. Ülkemizde istihdamı daraltan, işçiyi güvencesizliğe
iten ve sendikal örgütlülüğü zayıflatmayı hedefleyen bilinçli bir politikadır.
BU
BİR YATIRIM DEĞİL, EMEĞİ UCUZLATMA OPERASYONU
Bugün Türkiye’de tekstil
sektörü ağır bir darboğazdan geçmektedir. Artan hayat pahalılığı karşısında
işçi geçim mücadelesi verirken, bazı işverenler çözümü işçinin hakkını kısmakta
ve üretimi yurt dışına kaydırmakta aramaktadır. Bu yatırım tercihi değil, emeği
ucuzlatma operasyonudur!
ULUSLARARASI
MARKALARA AÇIK ÇAĞRI
Tedarik zincirlerinizde yer
alan bu işyerinde yaşananları görmezden gelemezsiniz. Bugün Türkiye’de yaşanan
bu hak ihlallerine sessiz kalanlar, yarın dünyanın neresinde olursa olsun aynı
anlayışın yaygınlaşmasına zemin hazırlamış olacaktır. Eğer bu işverenle,
Mısır’daki yatırımlar dâhil olmak üzere çalışmaya devam ederseniz, bilin ki bu
tutumunuz ulusal ve uluslararası kamuoyu nezdinde karşılıksız kalmayacaktır.
Emekten, adaletten ve insan
haklarından yana olduğunu iddia eden tüm markaları söylemleriyle değil, somut
tavırlarıyla bu sürece müdahil olmaya, işçinin yanında durmaya ve bu
hukuksuzluğa karşı açık bir duruş sergilemeye davet ediyoruz.
BUGÜN
İTİBARIYLA GREVDEYİZ
İşverene buradan açık ve son
çağrıda bulunuyoruz. Hukuku hiçe
sayan yaklaşımlardan derhal vazgeçin. İşçinin
hakkını verin. Toplu iş sözleşmesi
sürecini tıkayan değil, hakkaniyetle sonuçlandıran bir irade ortaya koyun.
Aksi takdirde; bugün 30 Nisan 2026 tarihi itibarıyla,
üretimden gelen gücümüzü kullanarak GREVE çıkıyoruz. Bu grev; hukukun çiğnenmesine karşı bir duruştur. Emeğin
değersizleştirilmesine karşı bir itirazdır. İşçinin hakkını gasp eden anlayışa
karşı bir mücadeledir.
1
MAYIS ÖNCESİ GÜÇLÜ MESAJ
Bugün yaptığımız bu açıklamanın
tarihi de son derece anlamlıdır. 1
Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nün hemen öncesinde
buradayız. Yarın alanlarda
yükselecek olan işçinin sesi, sadece bir bayramın coşkusu değil, aynı zamanda
emeğin yok sayılmasına, hakların gasp edilmesine ve adaletsizliğe karşı güçlü
bir haykırış olacaktır.
Bizler de bugün buradan ilan
ediyoruz ki;1 Mayıs’a giderken bu mücadele tüm emekçilerin ortak mücadelesidir. Bu nedenle attığımız her adım,
yükselttiğimiz her ses; emeğin onuru, işçinin hakkı ve adalet için atılmış bir
adımdır.

